Türk Tarihi
Uygur Kağanlığı Tarihçesi ve Kültürel Önemi

Uygur Kağanlığı (744-840), Orta Asya Türk tarihinin en önemli ve kültürel açıdan zengin devletlerinden biridir. İslamiyet öncesi Türk tarihinin son büyük kağanlığı olarak kabul edilir. Detaylı bilgi şu şekildedir:
1. Kuruluş ve Siyasi Tarih
- Kuruluş: 744 yılında, Ötüken’de (Orhun Nehri bölgesi) kuruldu. Kurucuları, Kutluk Bilge Kül Kağan ve kardeşi Moyen-Çor (Bayan-Çor) Kağan‘dır.
- Öncülleri: Göktürk Kağanlıkları’nın (Birinci ve İkinci) zayıflaması ve iç çekişmeleri sonucunda, Basmıl, Karluk ve Uygur boylarının ittifakıyla Göktürkler yıkıldı. Bu ittifaktan Uygurlar üstün çıkarak kağanlığı kurdular.
- Yükseliş: Moyen-Çor Kağan döneminde (747-759) sınırlar genişletildi. Yenisey Kırgızları, Karluklar ve Basmıllar itaat altına alındı. Çin ile hem savaş hem de diplomatik ilişkiler geliştirildi.
- Altın Çağ: Bögü Kağan dönemi (759-779) siyasi ve kültürel zirvedir. Çin’deki An Luşan İsyanı’nın bastırılmasına yardım karşılığında önemli ticari ve siyasi imtiyazlar elde edildi. Bu dönemde Maniheizm resmi din olarak benimsendi.
- Çöküş: 9. yüzyıl başlarında iç karışıklıklar, kıtlıklar ve komşu Kırgızların artan gücü sonucunda zayıfladı. 840 yılında, Yenisey Kırgızları tarafından başkent Ötüken’in ele geçirilmesiyle kağanlık yıkıldı.
2. Yönetim ve Toplum
- Devlet Yapısı: Göktürk geleneklerini sürdürdüler. Kağan, kut (ilahi yetki) ile hüküm sürerdi. İkili teşkilat (Doğu-Batı) ve boy federasyonu esasına dayanıyordu.
- Başkentleri: İlk başkent Ötüken (Orhun), daha sonra Ordu-Balık (Karabalgasun) şehri kuruldu. Bu şehir, surlarla çevrili, gelişmiş bir yerleşim yeriydi.
- Ekonomi: Göçebe gelenekten büyük ölçüde yerleşik hayata geçişi simgelerler. Tarım (özellikle sulama kanallarıyla), ticaret ve zanaat çok gelişmişti. En önemli gelir kaynağı, Çin ile yapılan at-karşılığı ipek ticareti ve Çin’den alınan yıllık haraçlardı.
3. Kültür, Din ve Medeniyete Katkıları
Uygurlar, Türk tarihinde bir kültür ve medeniyet dönüşümünün öncüsüdür.
- Yazı ve Edebiyat:
- Göktürk Yazıtları’ndaki Köktürk alfabesini kullanmaya devam ettiler.
- Soğd alfabesinden uyarladıkları Uygur alfabesini geliştirdiler. Bu alfabe, sonraki yüzyıllarda Moğollar aracılığıyla yaygınlaştı ve uzun süre kullanıldı.
- Çok sayıda dini, hukuki ve edebi metin bıraktılar. Çeviri faaliyetleri çok gelişmişti (örneğin, Budist metinlerin Türkçeye çevirisi).
- Din Hoşgörüsü ve Geçiş: Şamanizm’den sonra Maniheizm (Bögü Kağan dönemi), Budizm ve zamanla Nesturi Hıristiyanlığa geçiş yaptılar. Bu, Türk sanat, ahlak ve günlük yaşamında köklü değişikliklere yol açtı. Özellikle Maniheizm’in etkisiyle savaşçılıktan ticarete ve sanata yönelim arttı.
- Sanat ve Mimari: Yerleşik hayata geçişle birlikte kalıcı mimari eserler (tapınaklar, saraylar, surlu şehirler) inşa ettiler. Duvar resimleri (freskler), minyatür sanatı ve kitap süslemeciliği çok gelişti. Sanatlarında Çin, Hint ve İran etkileri görülür.
- Hukuk: Göktürk yasalarını yazılı hale getirip geliştirdiler. Toplumsal düzeni sağlayan yasaları vardı.
4. Mirası ve Önemi
- Göçebe-Sedanter Denge: Orta Asya Türk tarihinde göçebelikten yerleşik hayata ve şehirleşmeye en başarılı geçişi yapan devlettir.
- Kültürel Köprü: Doğu (Çin) ve Batı (Soğd, İran) kültürlerini harmanlayarak Türk kültürünü zenginleştirdiler.
- Sonraki Devletlere Etki: Kağanlık yıkıldıktan sonra Uygurlar, Turfan (Kao-ch’ang/Koço) ve Gansu (Kan-chou) bölgelerine göç ederek yeni şehir devletleri kurdular. Bu devletler, özellikle Budizm etkisi altında varlıklarını 13. yüzyıla (Moğol istilasına) kadar sürdürdüler.
- Moğol İmparatorluğu’na Katkı: Moğollar, devlet teşkilatında, bürokraside, yazı sisteminde ve ticarette Uygurlardan büyük ölçüde yararlandı. Uygur yazısı, Moğol İmparatorluğu’nun resmi yazı sistemlerinden biri oldu.
- Günümüz Uygurları ile Bağ: Tarihi ve kültürel bir devamlılık olsa da, bugünkün Uygur Türkleri, bu kağanlığın yanı sıra Karahanlılar, Çağatay Hanlığı gibi sonraki birçok devlet ve topluluğun da mirasçısıdır.
Özetle: Uygur Kağanlığı, askeri bir güçten çok, ticari ve kültürel bir güç olarak öne çıkmış, Orta Asya’da kalıcı şehirler kuran, yazılı kültürü derinleştiren ve çok dinli bir toplum yapısı geliştiren özgün bir Türk devletidir. Türk-İslam sentezinden önceki son büyük kültür havzasını oluşturur.




